Hayır Diyemeyenler

Kimileri için “hayır” demek o kadar zordur ki hayatlarında birçok zaman kendilerini hiç istemedikleri tavizleri verirken bulurlar. Bazen en sevdiklerini kırmamak için, bazen hiç tanımadıkları insanlardan bile çekindikleri için, bazen kendileri de neden olduğunu bilmedikleri için.

 

Hayır demek zaman zaman herkes için zor olabilir. Herkes hayatında sosyal ilişkilerini sürdürmek ve toplumsal uzlaşmayı sağlamak için hayır diyemediği durumlarla karşı karşıya gelir. Ancak mesele o ki bazıları için bu durum kronik bir hal alır ve bu insanlar taşıdıkları yükten dolayı kamburlaşır.  Hiç kimsenin onları anlamadığına inanmaya başlarlar. İnsanların acımasızlığından dem vurur, kendi iradelerinden hoşnutsuz olurlar. Savunma mekanizmaları kendilerinin özünde çok iyi insanlar olduğuna ve yardımsever olduklarına inandırır onları. Onlardan herhangi bir şey talep edip de hayır cevabı almayan çevrelerindekiler ise bu duruma alıştıkları için sürekli yeni taleplerde bulunmaya devam ederler. Bir süre sonra ruhsal ve fiziksel olarak tükenen ve kendini hep mağdur olarak tanımlayan bu kişiler isyan ederler ya da depresif olurlar. Ancak bu durum çok uzun sürmez. Düdüklü tencerenin buharını azıcık dışarı atıp basıncını azaltması gibidir, kısa süre sonra yine her isteneni yerine getirmeye başlarlar ve hayatlarındaki kısır döngü böylece devam eder.

 

Peki aslında nedir bu insanların kendilerini farkında olmadan iradesizleştirmelerine ne den olan, ey insanlık emrine amadeyim dile benden ne dilersen dedirten?

 

Bazı kognisyonlar, yani yerleşik düşünce ve inanç kalıpları. Yaşama başladığımız ilk anlardan itibaren öğrenmeye ve kodlamaya da başlarız. Başımızdan geçen küçük ya da büyük her olayı, gözlediğimiz herkesi ve her şeyi, bize etrafımızdakilerin ve toplumun söylediği her şeyi zihnimiz her saniye kaydeder ve biriktirir. Bu birikimleri tek tek bilinçli olarak takip edemeyiz ve bu nedenle çoğu kognisyonumuzun varlığından ve varoluş nedeninden habersizizdir. Ancak kognisyonlarımız bizi ve davranışlarımızı yönlendirir ve yönetirler.

 

Hayır demekte zorlanan birinin tek bir kognisyonu yoktur ama olası kognisyonları şunlar olabilir; “hayır dersem insanları kırmış, incitmiş olurum” ya da “ hayır dersem insanlar beni sevmez, istemez” ya da  “ hayır dersem bir süre sonra vazgeçilirim (işten kovulurum v.b)” ya da “ hayır demek ayıp olur”…

 

İşin ironik yanı ise bir insan ne kadar az hayır der, insanlar için sürekli taviz verirse o kadar az saygı görür ve takdir edilir. Hayır diyemeyenler başkalarının hayatını kolaylaştırır ama kendi hayatlarını çekilmez hale getirirler. Üstelik hiçbir zaman bekledikleri uyumlu, yardımsever ödülünü alamaz ve hatta kuru bir teşekküre bile hasret kalırlar. Sınırlarımızı çizmek aynı zamanda bir varlık belirtmektir.  Varlığımızı gören diğerleri bizi tanır ama varlık belirtemeyen sınırları şeffaf insanlar hayalet gibi görünmez olurlar.

 

Eğer siz de hayır demekte zorlanıyorsanız temel kognisyonlarınızı fark etmeli ve onların neden ve ne zaman oluşmuş olduklarını çözmelisiniz. Bu prangalardan kurtulunca zaten sınırlarınız zamanla belirginleşecek ve başkalarının da onları fark etmesi uzun sürmeyecektir. İnsanlar kıymetimi bilmiyor ya da bana acımıyor demeyi bırakıp, beklentinizi başkalarına yüklemekten vazgeçin. Siz değişirseniz o zaman herkes size karşı zaten değişecektir.

Özlem Kölan Yaraş

Uzman Klinik Psikolog