Bazen OKEY Olmamak Da OKEY'dir!

 

Bazen OKEY Olmamak da OKEY’dir!

Olağan üstü zor bir dönemden geçiyoruz. Ne olduğunu, nasıl gelişeceğini ve nasıl başa çıkacağımızı bilmiyoruz. Belirsizlik ve korku bizi çaresiz bırakabiliyor. Yaşamımızda daha önce böylesi bir durumla karşılaşmamış olmak, referans havuzumuzda buna benzeyen ve önceden baş etmiş olduğumuz anılar olmaması bizi en çok zorlayanların başında geliyor.

Çocukken her durum yeni ve bazen korkutucuydu. Büyürken birçok zorlukla karşılaştık, bazen bizim başımıza geldi bazen gözleyerek öğrendik. Yetişkin olduğumuzda artık başımıza gelebilecek birçok üzücü, korkutucu ya da kayıp ihtimali olan durumun aşağı yukarı nasıl yaşandığını, nasıl başa çıkıldığını öğrenmiş hissediyorduk. “Nasıl olsa atlatırım, bir şekilde üstesinden gelirim” dediğimiz ve bu nedenle de belirsizliği daha belirgin kılmamızı sağlayan bir referans havuzumuz oluştu.

Ancak şimdi dünyamızı saran yeni Covid-19 salgını hepimiz için yepyeni, o nedenle de çocukluğumuzdaki kadar kırılgan, hassas ve kaybolmuş hissedebiliriz. Bir şeylerin belirginleşmesini arzuluyoruz:

                1. Zaman; en çok kontrol etmek, belirginleştirmek istediğimiz konu belki de zaman. Bu salgın ve dehşet daha ne kadar sürecek? Ben ve sevdiklerim ne zaman güvende hissetmeye başlayabiliriz? Ne zaman karantina başlar, başlarsa ne zaman biter? Bildiğim, alıştığım hayat geri gelecek mi? Bu zaman nasıl geçecek? Bu süreç haftalar, aylar, yıllar sürecek mi?

                2. Sağlık; hastalanır mıyım? Hastalanırsam, iyileşir miyim? Sağlık desteğine ulaşabilir miyim? Sevdiklerim hastalanır mı? Hastalanırlarsa iyileşirler mi? Hastalanırlarsa, yanlarında olamayacak mıyım?

                3. Ekonomi; ya işimden atılırsam, ya işim batarsa, ya iflas edersem? Borçlarım, ödemelerim ne olacak? Aileme bakabilecek miyim? Süreç uzar ve kaynaklarım tükenirse ne olacak?

                4. Sosyal; sevdiklerimden uzak kalmaya dayanabilir miyim? Uzun süre görmemeye, sarılmamaya, sıradan basit anları yaşayamamaya daha ne kadar katlanabilirim? Özlemim artarsa, yalnızlığım ağır basarsa ne yapacağım? Bana her zaman güç ve destek veren ya da benim varlığımı esirgemediğim insanlar ne olacak? Sosyal bağlarım, duygusal ilişkilerim nasıl yeniden bir araya gelecek?

                5. Baş etme mekanizması; bir stres yaşadığımda çıkar hava alırdım, yürür ya da spor yapardım, belki arkadaşlarımla içerdim, belki kendimi işe verirdim ya da alışverişe, bir şeyler okur birileri ile konuşur rahatlardım. Şimdi bunların birçoğunu yapamıyorum ve nasıl baş edeceğimi de bilemiyorum. Ağlamak istediğimde yalnız kalırdım belki, şimdi ise evde yerim bile yok, kimse görmesin, etkilenmesin diye tutuyorum kendimi çoğu zaman. Başka zaman olsa sevdiklerime yakınır, onlara anlatırdım ama şu an onların da durumu iyi değil, bir de ben eklenmeyeyim, üzmeyeyim diye susuyorum.

                6. Ritüeller; sevdiklerim hastalansa yemek yapar götürürdüm, refakatçi olur bakardım, şimdi ise elim kolum bağlı. Hastanede tedavi gören büyüklerimin yanına bile gidemiyorum. Birini kaybetsem ne olacak? Cenaze, mezarlık, arkasından duası, yedisi, kırkı olmayacak mı yakınlarımızın? Bildiğim gibi vedalaşamayacak olmak, geleneğimi, inancımı uygulayamayacak olmak, yetim gibi, öksüz gibi boşlukta kalmak… Düşünmeye bile ödüm kopuyor hakikaten.

Size hangileri tanıdık geldi bu soruların? Belki de birçoğu. Benzer düşünceleri olan öyle çok insan var ki. Okudukça içiniz sıkılmış olabilir, o kadar haklısınız ki! Nasıl sıkılmasın?

Başında da dediğim gibi OLAĞAN ÜSTÜ bir dönemden geçiyoruz. Ama şimdi yeterince yüzleştikten sonra iki şeyi kabullenmeye çalışabiliriz birlikte;

  • Birincisi, iyi değilsek iyi olmamamız da okey. Kendinizi sürekli iyi olmaya zorlamayın ve gelen çeşitli olumsuz duyguları yaşamaya izin verin. Anormal duruma verdiğiniz normal tepkiler bunlar. Kaygılarınız, korkularınız, tereddütleriniz, sorularınız çok doğal. Baş edemediğiniz noktada ruh sağlığı uzmanlarından destek isteyin, online olarak da olsa çok önemli destekler sunulmaya başlandı. Çeşitli dernekler ve hastaneler de bu destekleri ücretsiz olarak sunmaya çalışıyor. Baş edebilecek güçte hissediyorsanız, nasıl iyilik halini korur ve desteklersiniz önerilerine kulak verin. Basit ama etkili öneriler olduğuna güvenebilirsiniz. Ufak değişiklikler inanın çok işe yarayacak. Eğer bu durumlarla baş etme takatiniz yoksa, lütfen uzmanlardan destek almayı ihmal etmeyin. Böyle bir süreçte beden ve duygu bütünlüğünüzü korumanız çok kıymetli.
  • İkincisi, insan çok güçlü bir varlıktır. İnsanoğlu tarih boyunca öyle felaketler atlattı ve atlatacak. Emin olun bu da geçecek. Hayatta kalacağız, kayıplar vereceğiz, büyük acılar ve buna bağlı olarak büyük dönüşümler yaşayacağız belki, bilmiyoruz. Ancak insan sadece bugünkü varlığı ile değil, yüz binlerce yıldır biriktirdiği, atalarının fiziki ve psikolojik mirasıyla da insan ve bu genetik aktarımların gücü bilmeseniz ve hissetmesiniz de sizinledir.

 

Bizler soyumuzun devamı için çok kuvvetli bir yaşam dürtüsüne sahibiz. Yaşama karşı mücadelemiz nesiller boyu sürmekte, şu durumda evimizde bile. Tarihimiz de bunun kanıtıdır. Kendimize güvenimizi kaybettiğimizde, umudumuz azaldığında bakmamız gereken yer atalarımızın tarihidir. Onlar bu salgınları atlatmayı başardıysa kat be kat gelişmiş teknolojimiz ve tıp bilgimiz ile biz de kuşkusuz başaracağız. İnsan dokunmasa da dayanışır, uzak da olsa hisseder, canı tehlikede olsa bile birbirine yardıma devam eder ve insan halleşir. İnsan biriciktir ama milyarlarca yılın birikimi ve bunca yıldır yaşam mücadelesi veren insanlığın koruması altındadır. İçgüdüsel bir dayanışma, birlik, hayatta kalma isteği ve soyu sürdürme arzusu her birimizde mevcut bulunmaktadır. Bunu unutacağımız zamanlar olabilir, depresif ve kaygılı iken kıstırılmış ve yalnız hissedebiliriz. Ama hatırlamalıyız, çünkü yalnız değiliz, olmadığımıza inanmalıyız. Sadece bu soyun bir parçası olmanın güvenini hissetmeye çalışın, duygu ve düşünce dünyanızı arındırmaya çalışın. Bu hem size hem de çevrenize iyi gelecektir. İnanın bana, bazen okey olmamak da okeydir.

Özlem Kölan Yaraş

Uzm. Klinik Psikolog